TİYATRO PERA´DA YENİ OYUN "BEN SENİM" EKİM´DE PRÖMİYER YAPIYOR


Tiyatro Pera´nın yeni oyunu “Ben Senim” Ekim´de prömiyer yapıyor. Nesrin Kazankaya´nın yazıp yönettiği, dramaturgisini Şafak Eruyar´ın, dekorunu Hazal Günal´ın, kostümünü Nilüfer Moayeri´nin, yönetmen yardımcılığı ve ışık tasarımını Zeynep Özden´in yaptığı oyunda görev alan oyuncular: Volkan Aktan, Başak Meşe, Erdinç Anaz, Zeynep Özden, Gamze İpek. 

Üniversite yıllarından bu yana dostlukları süren, otuzlu yaşlarda, ´80 kuşağından beş arkadaş, bir akşam yemeğinde bir araya gelirler. Her biri kariyer yapmış bu kişiler, metropol yaşamının hızı ve karmaşası içinde, mesleki başarı peşindedirler. Ancak özel yaşamlarında ve özel ilişkilerinde başarısızdırlar. 

Geceyi evinde organize eden bekar ve zengin mirasyedi Turgay; internet girişimcisi, yeni baba olmuş ve boşanmış Mert; halkla ilişkiler uzmanı, küçük oğluyla yaşayan dul Füreya; reklam sektöründe yüksek kariyer yapmış bekar Seçil; eski hocasıyla evli, mesleğini yapmayan avukat Alev. Bu beş kişi de yüksek özgüven sahibi, neşeli, olaylara ve kendilerine kısmen alaycı bakabilen, görünüşte güzel bir yaşamı olan insanlardır. Gösterdikleri kimlik gerçekten kendileri midir yoksa kurguladıkları bir görüntüye mi kendilerini inandırırlar? Yaşamları kendi seçimleri midir? Sıkı dostlar, ilişkilerini de kendi öz yaşamları gibi, kurguladıkları bir görüntüye mi dönüştürmüşlerdir? Yoksa tüm sorunların nedeni, yaşamın onlara kurduğu tuzaklar mıdır? 

Beş arkadaşın buluşması, içki ve yemekle, sohbet ederek, dans edip, oyunlar oynayarak, eski günleri anarak mutlu ve eğlenceli başlar. Gece ilerledikçe, sırlar, çatışkılar ortaya çıkar. Alkolün de etkisiyle geçmişin bilinmeyen, dile gelmeyen gizleri, zaafları, hesaplaşmayı kaçınılmaz kılar. Geçmişlerinden taşıdıkları travmalar, geleceğe yönelik kararlarını da biçimlendirmektedir. Kendi mutsuzluklarını dile getirirken birbirlerini de incitirler. Toplantı, ilk kez yapılan büyük bir hesaplaşmaya dönüşür. İtiraflar, suçlamalar, geçmişin ağır yükleri ve takıntılar, seks ve şiddetin gölgesinde dile gelir. Dostlar meclisi, eğlenceden hüzne, kahkahadan gözyaşına, sabahı karşılar. 

Metropolde yaşayan beş arkadaşın yalnızlıkları, çaresizlikleri, sevgisizlikleri, hayal kırıklıkları, umutları, beklentileri, aşkları, eğlence ve hüznün iç içe geçtiği bir bahar akşamı dile gelir. Ancak yaşam bırakıldığı yerden davam etmek zorundadır.